İthalatta Gözetim ve Ticaret Politikası Önlemleri Kapsamında İndirilemeyen KDV ve YMM Raporu Yükümlülüğü
Giriş
İthalat işlemlerinde uygulanan gözetim, korunma önlemleri, anti-damping ve telafi edici vergiler; yalnızca dış ticaret politikalarının bir unsuru olmakla kalmamakta, aynı zamanda katma değer vergisi uygulamaları bakımından da önemli sonuçlar doğurmaktadır. Son dönemde yapılan düzenlemelerle birlikte, bu kapsamda ödenen bazı KDV tutarlarının indirim hakkı kaldırılmış ve mükellefler açısından yeni bildirim ve raporlama yükümlülükleri getirilmiştir.
Bu yazıda; söz konusu düzenlemelerin genel çerçevesi, indirilemeyen KDV’nin kapsamı ve özel amaçlı YMM raporu uygulamasının esasları özetlenmektedir.
İndirilemeyen KDV Uygulamasının Kapsamı
Yapılan düzenleme ile ithalat işlemlerinde, ticaret politikası önlemleri nedeniyle KDV matrahında ortaya çıkan bazı artış unsurları üzerinden hesaplanan KDV’nin indirim konusu yapılması yasaklanmıştır. Bu kapsamda üç temel durum öne çıkmaktadır:
- Gözetim uygulaması kapsamında olup tevsik edilemeyen tutarlar,
- Korunma önlemleri kapsamında uygulanan ek mali yükümlülükler,
- Anti-damping ve telafi edici vergiler nedeniyle KDV matrahına eklenen unsurlar.
Bu unsurlar nedeniyle oluşan vergi, resim ve harçlar KDV matrahına dahil edilmekte; ancak bunlar üzerinden hesaplanan KDV’nin indirim hakkı bulunmamaktadır. Buna karşılık, ithalat bedelinin bu uygulamalar dışında kalan kısmına isabet eden KDV’nin indiriminde herhangi bir kısıtlama söz konusu değildir.
Gözetim Uygulamasında Ayrıştırma Zorunluluğu
Gözetim uygulamasına tabi ithalatlarda en kritik husus, tevsik edilemeyen tutarların doğru şekilde ayrıştırılmasıdır. Özellikle CIF bedeli ile gözetim bedeli arasındaki farkın, KDV uygulaması bakımından ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
Tevsik edilemeyen tutarlar ve bu tutarlara isabet eden gümrük vergileri ile ilave gümrük vergileri üzerinden hesaplanan KDV, indirim hesabına dahil edilemez. Buna karşılık, malın gerçek ithal bedeline isabet eden vergiler üzerinden hesaplanan KDV, genel esaslar çerçevesinde indirilebilmektedir.
Bu ayrımın doğru yapılmaması, KDV indirim hakkının hatalı kullanılmasına ve mükellefler açısından vergi riski doğmasına neden olabilmektedir.
Bildirim ve YMM Raporu Yükümlülüğü
Düzenleme ile birlikte, mükellefler ithalat tutarlarına göre iki farklı yükümlülük altına alınmıştır:
- Son altı aylık ithalat tutarı belirlenen parasal sınırın altında olan mükellefler, ilgili döneme ait KDV beyannamesinde, indirimin düzenlemeye uygun yapılıp yapılmadığını belirli süre içinde vergi dairesine bildirmekle yükümlüdür.
- Bu tutarın üzerinde ithalat yapan mükellefler ise, işlemin mevzuata uygunluğunu tevsik eden özel amaçlı YMM raporu sunmak zorundadır.
Bu ayrım, idarenin risk odaklı denetim yaklaşımının bir sonucu olup, yüksek tutarlı ithalat işlemlerinde mesleki denetim mekanizmasının devreye alınmasını amaçlamaktadır.
Tam Tasdik Sözleşmesi Bulunan Mükellefler İçin İstisna
Özel amaçlı YMM raporuna ilişkin önemli bir kolaylık da tam tasdik uygulaması bulunan mükellefler açısından getirilmiştir. Buna göre;
- İthalatın yapıldığı yıla ilişkin süresinde düzenlenmiş bir tam tasdik sözleşmesi bulunması ve
- Tam tasdik raporunda, ticaret politikası önlemleri kapsamında ödenen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılmadığına dair açık bir değerlendirmeye yer verilmesi
halinde ayrıca özel amaçlı YMM raporu ibraz edilmesine gerek bulunmamaktadır.
Bu düzenleme, mükerrer raporlama yükünü azaltmakta ve tam tasdik sisteminin tamamlayıcı niteliğini güçlendirmektedir.
Yürürlük ve Uygulama Açısından Değerlendirme
Söz konusu düzenlemeler, ilgili Tebliğ değişikliğinin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla, bu tarihten sonraki ithalat işlemlerinde KDV indirimi uygulamalarının yeni esaslara göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Özellikle ithalat hacmi yüksek olan mükelleflerin;
- Gözetim ve benzeri uygulamalar nedeniyle oluşan bedelleri doğru ayrıştırmaları,
- İndirilemeyen KDV tutarlarını muhasebe ve beyan süreçlerinde ayrı izlemeleri,
- YMM raporu veya bildirim yükümlülüklerini süresinde yerine getirmeleri
büyük önem taşımaktadır.
Sonuç
İthalatta uygulanan ticaret politikası önlemleri, KDV uygulamalarında teknik ve dikkat gerektiren bir alan oluşturmaktadır. İndirilemeyen KDV kavramının kapsamının netleştirilmesi ve bu alanda YMM raporu yükümlülüğünün getirilmesi, hem mükellefler hem de meslek mensupları açısından yeni bir uyum sürecini beraberinde getirmiştir.
Uygulamada ortaya çıkabilecek risklerin yönetilmesi açısından, ithalat işlemlerinin vergisel etkilerinin işlem aşamasında değerlendirilmesi ve gerektiğinde mesleki görüş alınması, olası cezai sonuçların önüne geçilmesi bakımından önem arz etmektedir.