Holding ve Grup Şirketlerde Kefalet Vergisi

Yazar: Eser Sevinç

Tarih: 17.01.2026


Holding ve Grup Şirketlerde Kefalet Vergisi Tartışması Danıştay Kararlarıyla Netleşti

Son dönemde holding ve grup şirketleri açısından önemli bir belirsizlik yaratan kredi kefaleti (garantörlük) işlemlerinin vergilendirilmesi konusu, Danıştay kararlarıyla büyük ölçüde açıklığa kavuştu. Maliye İdaresi’nin uzun süredir sürdürdüğü “kefalet üzerinden vergi alınması” yaklaşımı, Danıştay’ın verdiği son kararlarla ciddi biçimde sınırlandırıldı.

Tartışmanın Kaynağı Neydi?

Vergi İdaresi, holding ve grup şirketlerinin birbirlerinin banka kredilerine kefil olmalarını, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı kapsamında değerlendirmeye başlamıştı. Bu yaklaşıma göre, kefalet bir “hizmet” olarak kabul ediliyor; emsaline uygun bir komisyon alınmaması halinde ise kurumlar vergisi ve KDV yönünden tarhiyat yapılması gerektiği savunuluyordu.

Bu çerçevede, özellikle komisyon almadan verilen kefaletler veya emsaline göre düşük komisyon uygulamaları, inceleme ve cezalı tarhiyat konusu haline getirildi. Hatta bazı incelemelerde, Kredi Garanti Fonu’nun uyguladığı oranlar emsal kabul edilerek şirketlere ciddi vergi ve ceza yükleri çıkarıldı.

Yargı Süreci ve Çelişkili Kararlar

İlk aşamada vergi mahkemeleri ve bölge idare mahkemeleri nezdinde hem mükellef lehine hem de idare lehine kararlar verildi. Bu durum uygulamada ciddi bir belirsizlik yarattı. Aynı nitelikteki kefalet işlemleri için farklı yargı kararlarının bulunması, iş dünyasında tedirginliğe neden oldu.

Danıştay’a taşınan dosyalarda ise ilk etapta yürütmenin durdurulması talepleri reddedildi. Ancak esas hakkında karar verilmesiyle birlikte tablo netleşmeye başladı.

Danıştay Ne Dedi?

Danıştay 3. Dairesi’nin verdiği yeni tarihli kararlar, kefalet işlemlerinin otomatik olarak vergilendirilemeyeceğini açık biçimde ortaya koydu. Kararlarda öne çıkan temel tespitler şu şekilde özetlenebilir:

Bu değerlendirmelerle Danıştay, hem kurumlar vergisi hem de KDV yönünden yapılan tarhiyatların hukuki dayanağını zayıflatmış oldu.

Önceki İçtihatlarla Uyumluluk

Danıştay’ın bu yaklaşımı, aslında önceki yıllarda verilen bazı mükellef lehine kararların devamı niteliğinde. Daha önce de grup şirketleri arasındaki kefalet ilişkilerinin, ticari hayatın ve şirketler topluluğu yapısının doğal bir parçası olduğu vurgulanmıştı.

Bu bakış açısı, Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan şirketler topluluğunda karşılıklı kefalet ve garanti verilmesine izin veren düzenlemelerle de örtüşüyor.

İş Dünyası Açısından Sonuç

Danıştay’ın bu kararları, holdingler ve grup şirketleri açısından önemli bir rahatlama sağladı. Uzun süredir devam eden kefalet vergisi incelemeleri nedeniyle oluşan belirsizlik büyük ölçüde ortadan kalktı.

Mevcut ve devam eden incelemelerde bu kararların dikkate alınması, idarenin yaklaşımını gözden geçirmesi ve yeni tarhiyatların daha temkinli yapılması bekleniyor.

Genel Değerlendirme

Özetle, Danıştay’ın son kararlarıyla birlikte;

Bu yönüyle kararlar, yalnızca mevcut davaları değil, gelecekteki uygulamaları da şekillendirecek nitelikte önemli bir içtihat oluşturmuştur.

İş dünyası için netlik sağlayan bu gelişme, vergi hukukunda ölçülülük ve ekonomik gerçeklik ilkesinin yeniden ön plana çıktığını göstermektedir.

Geri Dön

Yazımız hakkında görüş ve önerileriniz için esersevinc@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz.