I. Zaman Aşımı
Dava açılmasının maddi hukuk yönünden doğurduğu en önemli sonuçlardan
birisi zamanaşımının kesilmesidir. Dava açılmakla, dava konusu olan
hakkın zamanaşımına uğraması önlenmiş olur.
II. Derdestlik
Derdestlik, usul kanununda kullanılan bir kavram olup, mahkeme önünde
bir davanın açılmış olmasını ifade eder. Dava açılmakla, dava konusu
olan uyuşmazlık bir yargı organı önünde “derdest” hale gelir; yani
görülmeye başlanmış olur. Bu durumda, aynı konuda aynı sebebe dayanarak
ve aynı tarafça, başka bir yargı organında yeni bir dava açılamaz. Böyle
bir davanın açılması halinde karşı taraf “derdestlik” savunmasında
bulunabilir. Bu savunma yerinde görülürse, mahkeme tarafından ikinci
dava açılmamış sayılır; ancak davanın reddine karar verilmez.
III. Hüküm Verme Zorunluluğu
Dava açılması üzerine mahkeme harekete geçmekle yükümlüdür. Mahkeme
önüne gelen davayı karara bağlamak zorundadır. Nitekim 1982 Anayasası
“Hiçbir mahkeme görev ve yetkisi içinde davaya bakmaktan kaçınamaz” (m.
36) hükmüne yer vermektedir. Mahkeme görevsiz ya da yetkisiz olsa bile,
önüne gelen davayı karara bağlamakla yükümlüdür. Davanın yüzüstü
bırakılması, “hakkı yerine getirmekten kaçınma” anlamına gelir ve
hâkimin sorumluluğunu gerektirir.(HMUK m. 573/6)
IV. İddia ve Savunmanın Sınırlandırılması
Mahkemelerden adil karar vermelerinin yanında davayı süratle
sonuçlandırmaları da beklenmektedir. Davanın kısa sürede
sonuçlandırılmasını sağlayan bir vasıta da, iddia ve savunma
sebeplerinin hep birlikte beyan edilmesidir. Gerçekten de medeni
yargılama hukukunda emek ve zamandan tasarrufu sağlamak amacıyla,
taraflar iddia ve savunma taleplerini hep birlikte bildirmeye mecbur
tutulmuşlardır. (HMUK m. 179/3, 202 ). Bu itibarla, taraflar usule ve
esasa ilişkin iddia ve savunma sebeplerinin hep birlikte ileri
süreceklerdir. Şayet bir kısım sebepleri dava dilekçesinde ve cevap
dilekçesinde (layihasında) ileri sürmemişlerse ıslah hali dışında, artık
bu sebeplere dayanamayacaklardır. Çünkü mahkemeye verildikten sonra,
dilekçenin zorunlu (esas) içeriğinin değiştirilmesi, düzeltilmesi ve
tamamlanması kural olarak mümkün değildir. Başka bir deyişle dilekçe
sahibi (davalı veya davacı) artık dilekçesiyle bağlıdır. Bu bağlılık
davacı bakımından “iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı”
(veya davanın değiştirilmesi yasağı) olarak adlandırılır (HMUK m. 185/2
) Bu yasak genel olarak; talep sonucunun genişletilmemesi, niteliğin
değiştirilmemesi, tarafta değişiklik yapılmaması ve dava sebebinin
değiştirilmemesi gibi konuları içermektedir.
“Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci
dilekçelerine dayanarak hak iddia edemezler.”
Vergi yargılaması usulünde, iddia ve savunmanın genişletilmesi /
değiştirilmesi yasağı, davacı yönünden dava açma süresi sona erdikten,
davalı için ise, birinci savunmanın cevap verme süresi geçtikten sonra
başlamaktadır.(İYUK m. 16/4). Bu nedenle, vergi yargılaması usulünde,
dava açma süresi sona ermeden davacı iddiasını değiştirebilir veya
genişletebilir. Dolayısıyla, başlangıçta (ilk dilekçe ile) istenmemiş
olmasına karşın, dava açma süresi içinde yeni bir talepte bulunulabilir.
Aynı şekilde, savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi yasağı bakımından
da 30 günlük cevap süresi içinde savunmanın genişletilip değiştirilmesi
kabul edilmelidir.
Dava ile ilgili belgelerin, davacı açısından dava dilekçesi veya
davalının savunma dilekçesine karşı vereceği cevap dilekçesi ile davalı
açısından ise, birinci veya ikinci savunma dilekçesi ile verilmesi
asıldır. Bundan sonra verilecek bilgi ve belgeler, kural olarak hak
talep edilmesi imkânını veremez.
Bu hükme göre, dilekçe ve savunmalarla birlikte verilmeyen belgelerin
sonradan kabul edilmesi için “bunların vaktinde ibraz edilmelerine imkân
bulunmadığına” vergi mahkemesince kanaat getirilmiş olması
gerekmektedir.
VERGİ DAVASI AÇILMASININ KENDİNE ÖZGÜ SONUCU (YÜRÜTMENİN DURDURULMASI)
Vergi davası açılmasının sonuçlarından birisi de yürütmenin
durdurulmasıdır.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27.maddesinin üçüncü bendine göre;
“Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların
açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri maddi
yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün
tahsil işlemlerini durdurur. Ancak 26. maddenin 3. fıkrasına göre,
işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder.
Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile
ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle
tahsilât işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz.
Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir.”
denilmiştir.
Vergi davalarında genel kural, dava açılmasının tahsil işlemlerini
durdurması yönündedir. Ancak, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanun uygulamasından (ödeme emri, haciz, ihtiyati haciz, satış işlemi)
doğan davaların açılması tahsil işlemlerini durdurmamakta ve tahsil
işlemlerinin durdurulabilmesi için, ayrıca yürütmenin durdurulmasını
isteme gereği ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu davaların açılması
durumunda yürütmenin durdurulması ayrıca istenilmelidir.