5951 sayılı “Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 28 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Kanun ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, 492 sayılı Harçlar Kanunu, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ve 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile diğer bazı kanunlarda değişiklikler yapılmaktadır.
Ödeme emrine itiraz ve teminat gösterilmesi halinde takibin durması
6183 Sayılı Kanun’un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gerektiği konusunda "ödeme emri" tebliğ edileceği hükmü yer almaktadır.
Aynı kanunun “Ödeme emrine itiraz” başlıklı 58. maddesinde ise kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabileceği belirtilmektedir. 2576 sayılı “Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun” (20.01.1982 tarihli R.G.) yürürlüğe girdikten sonra vergi itiraz komisyonlarının görevleri sona ermiş ve bu komisyonların görevleri vergi mahkemelerine verilmiştir. Buna göre 58. madde kapsamında ödeme emrine itirazın 7 gün içerisinde vergi mahkemesine yapılması gerekmektedir.
58. maddenin 3. fıkrasında ise itirazda bulunan borçlunun 6183 Sayılı Kanuna göre teminat göstermesi durumunda takip muamelesinin itirazlı borç miktarı için ve itiraz komisyonunca bu hususta karar verilinceye kadar durdurulacağı hükmü yer almaktadır. Bu hüküm (3. fıkra) 5951 Sayılı Kanun’un 1. maddesi ile Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlanacağı tarih itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır.
5951 Sayılı Kanun’un gerekçesinde bu düzenlemenin iptaline ilişkin olarak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ile tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalarda takibin durmayacağı ilkesinin getirilmiş olduğu belirtilmektedir. Gerekçede ayrıca anılan düzenlemeye göre, ödeme emrine karşı dava açılması halinde, ödeme emrine dayanak olan amme alacağı için tahsil dairesine teminat gösterilmesi suretiyle takip işlemlerinin durdurulması yerine, davanın açıldığı idari yargı merciinden yürütmenin durdurulmasının talep edilebildiği ve şartların bulunması halinde yargı mercileri tarafından takip işlemlerinin durdurulup durdurulmayacağına karar verildiği ifade edilmektedir.
Amme borçlusuna ait gayrimenkullerin Maliye Bakanlığı tarafından amme borcuna karşılık satın alınması uygulaması
6183 Sayılı Kanun’un geçici 8. maddesinde yer alan şartların sağlanması durumunda, amme borcu bulunan, aynı maddede sayılan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu bankaları, belediyeler, il özel idareleri ve sayılan kuruluşlar dışında kalan, borcunu ödemede çok zor duruma düştüğü inceleme raporu ile tespit edilen ve vergi dairelerine bu Kanun kapsamına giren borcu bulunan diğer mükelleflerin (tüzel kişiliği bulunanların ortaklarına ait olanlar dahil) borçlarına karşılık sahip oldukları gayrimenkuller Maliye Bakanlığı’nca satın alınarak Devlete ait olan borçları terkin olunmaktadır.
Bu hüküm 31.12.2007 tarihine kadar geçerli iken, 6 Haziran 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5766 Sayılı Kanun ile uygulama süresi 31.12.2009 tarihine kadar uzatılmıştır.
28 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen 5951 Sayılı Kanun’un 2. maddesi ile bu düzenlemenin süresi tekrar (31.12.2014 tarihine kadar) uzatılmaktadır. 5951 Sayılı Kanun’un 2. maddesi 31.12.2009 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.
Kanun değişikliğinden sonra 6183 Sayılı Kanun’un geçici 8. madde hükmü aşağıdaki şekilde olacaktır.
“Geçici Madde 8 –31.12.2014 tarihine kadar uygulanmak üzere, özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar dahil 8.6.1984 tarihli ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tâbi iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşları ile bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri, 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Kanuna tâbi faaliyeti devam eden kamu bankaları, büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri ve bunlara ait tüzel kişilerin veya bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların, Devlete ait olan ve bu Kanun kapsamına giren borçlarına karşılık, mülkiyeti bu idarelere ait ve üzerinde herhangi bir takyidat bulunmayan taşınmazlarından genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idarelerce ihtiyaç duyulanlar ile 29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilecek olanlar, 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine göre oluşturulacak komisyon tarafından takdir edilecek değeri üzerinden, borçlu kurumun da uygun görüşü alınarak bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin Maliye Bakanlığınca satın alınabilir.
Bu idarelerin satın alınan taşınmazlarının tapu işlemlerine esas olan ve yukarıda belirtilen şekilde tespit edilen değerine eşit tutarda Devlete ait olan ve bu Kanun kapsamına giren borçları terkin edilir.
Bu madde hükmü, yukarıda sayılan kuruluşlar dışında kalan, borcunu ödemede çok zor duruma düştüğü inceleme raporu ile tespit edilen ve vergi dairelerine bu Kanun kapsamına giren borcu bulunan diğer mükelleflerin (tüzel kişiliği bulunanların ortaklarına ait olanlar dahil) taşınmazları için de uygulanabilir.”
İlgili Kanuna ulaşmak için burayı tıklayınız.